17 Ağustos 2007 Cuma

Alphan Manas Blog


Alphan Manas merkezi Hollanda da bulunan, ABD ile İngiltere de yapılanmış Brightwell Holdings BV'nin CEO'su ve 18 yıl boyunca da Teknoloji holding CEO'luğu yapmış bir yönetici. 2003 yılından bu yana hayatta olan Alphan Manas Blog ise benim bildiğim/gördüğüm kadarıyla Türkiye'nin en eski CEO bloğu.

Pazarlama Cadısı bloğunda Çağlayan Arkan'ın bloğununTürkiye'nin ilk CEO bloğu olduğunu belirten yazıya yaptığım yoruma ise Özgür Emre Öztürk "Fakat Alphan Manas'ın blogu, Alphan Manas'ın Brightwell'in CEO'su olmasıyla bu kişiliğe bürünüyor gibi gözükse de, kurumsal miyopiden çok uzak, kişisel yazıların ve görüşlerin ağırlıkta olduğu kişisel bir blog görüntüsünde. Çağlayan Arkan örneğinde ise, dünyada Corporate Blog olarak adlandırılan bir alanda, daha çok kurumsal yazılar içeren ve o kurumun CEO'su tarafından yazılan bir blog önümüze çıkıyor." yorumunu yapmıştı.

Ben yine de blog hakkında bir şeyler yazmak istedim, çünkü Türkiye'de blog yazan CEO bulmak çok zor:)

Blog 2003 Haziran'dan bu yana yayında. Çok sık güncellenmemesi ve yazıların daha çok Basında Alphan Manas'la ilgili haberler ve Alphan Manas'ın Forbes ve Gelecex dergileri için yazdığı yazlıardan oluşması sebebiyle aslında tam olarak blog denilebilir mi bilmiyorum.InfoMag Mayıs 2007'de popüler blogcularla yapılan bir söyleşide Alphan Bey'in de görüşlerini almışlar. Ama Forbes'da yazmasa bile Alphan Bey'in görüşlerini bu blogda aktaracağını düşünerek güncellenme periyodu ayda bir olan bir blog diyebiliriz herhalde.

Şimdilik 9 kategoride yazı var:
Fütürizm'le (Şu an ki verilere bakarak geleceği tasarlamak) ilgilenenler için özellikle takip edilebilecek bir blog. Ve tabii ki Forbes vb dergileri alanlar/almak isteyip almayanlar da takip edebilir. Yazılar genelde uzun fakat ilgilenenler için okumak o kadar da zor olmaz, ama bu uzunluktan kaynaklı olduğunu sanıyorum yazılar genelde yorumsuz kalmış. Daha kısa ve daha sık yazılarla çok sayıda ziyaretçi ve daha fazla yorum alacağından emin olduğum bir blog, çünkü Hakkında kısmına baktığınızda bile "Vay be bu adamı takip etmeliyim" diyorsunuz:)

Bloğu gezip incelemek isteyenler burdan buyursun:)

Sırada:



14 Ağustos 2007 Salı

Çağlayan Arkan-CEO Blog

Çağlayan Arkan Microsoft Türkiye CEO'su. Bundan yaklaşık bir ay önce Hürriyet İK'da çıkan haberle birlikte daha çok kişi tanıdı onu. Bir CEO'nun blog yazması Türkiye için önemli bir gelişme bu yüzden beğenilmese ve ilgi duyulmasa bile takip edilmesi gereken bir blog,ki ilgi duyan da bir çok kişi vardır/olacaktır.


Blog doğal olarak MSN spaces üzerinden yayın yapıyor, belki de benim MSN Space bloglarını genelde göze hitap etmiyor olarak değerlendirmem yüzünden tasarımın iyileştirilmesi gerektiğini düşünüyorum,ama tabii ki içerik daha önemli.

Yazılarında samimi olmaya çalışan bir dil var, eğreti durmuyor fakat Hürriyet'teki haberden sonra teşekkür yazısı girmeyip sadece video yüklemesi takip etmek isteyenleri üzmüş olabilir. Belki de yazının yayınlaması PR açısından bir zamanlama hatası olmuştur. Çağlayan Bey'in bloğundaki yazılar 4 kategoriye ayrılmış, kategoriler de oldukça başarılı belirlenmiş:
Her birinin ayrı RSS beslemesi olması güzel bir nokta, her ziyaretçi bütün içeriği takip etmek istemiyor olabilir mantığıyla bunun oluşturulduğunu sanıyorum.

Microsoft CEO'sunu bulmuşken bir şeyler yazmalıyım diyenlerin yazıların altına yazıyla alakasız yorumlar yapmalarını engellemek için de bir Konuk defteri oluşturulmuş. Çağlayan bey periyodik olmasa da bu deftere yazılanlara cevap veriyor, müşteriye dokunmak anlamında güzel bir yaklaşım. Yazılanlar genelde güzel yorumlar. "...cok soru sorduysam kusura bakmayin , her zaman MS genelmuduru ile direkt temas etmiyorum :)" yorumu dikkat çekiyorHenüz 34 yorum olduğu için kötü yorumlar artmamış henüz:) Ama projesiyle ilgili bir kaç mesajdan sonra beklediği desteği görmeyen bir kullanıcının "Korktuğum başıma geldi. Dikkate alınmadım...." yorumu da şimdilik cevapsız kalmış,Çağlayan Bey'in bu konudaki cevabını merak ediyorum doğrusu.

Favori Mekanlarını listelediği Özel Liste bölümünde "Beşiktaş Çarşı'daki bal kaymakçı ve Fulya'daki kokoreççi" sizden biriyim mesajı vermek için güzel ve esprili bir yaklaşım olmuş. İzlediğim Bloglar ,Favori Kitaplar ve Fotoğraflar linkleri de bloğu zenginleştirmek için güzel bir şekilde yer almış.

Genel hatlarıyla tasarım hariç (bence:)) güzel kurgulanmış bir blog fakat en son yazının 8 Temmuzdaki teşekkür yazısı olması ve sonra sonuncusu 19 temmuzda olan 3 videonun yüklenmesi "Acaba Çağlayan Arkan bloglamayı sevmedi mi?" sorusunu akla getiriyor. Ben şu anda bu bloğu yazmayı bıraksa bir şey olmaz ama belirli bir çalışma sonunda ortaya çıkarılmış ve en çok okunan gazetelerden birinde PR haberi geçilmiş bir bloğun bu şekilde yalnızlığa terk edilmesi iyi olmayabilir. Çağlayan Bey ziyaretçi defterine yazılanlara cevap vermiş ama bloğa da yeni yazılar girmesi gerekiyor bence.

Takipteyiz:)

Sırada:

8 Ağustos 2007 Çarşamba

Youth Republic



Youth Republic üniversitelilerin çok uzak olmadığı bir marka, YouthRep olarak bilinmeseler de yaptıkları bir çok aktiviteyi gören,duyan, katılan bir çok üniversiteli olduğunu düşünüyorum. Tabii ki elimde somut bir veri yok:)


Gelelim bloglarına; bloğun ismi Bulaşıcı Delilik. Bulaşıcı Delilik Ağustos 2006'dan bu yana yayında ve yaklaşık 4-5 aydır da takip ettiğim bir blog. Blog yazarları ajans çalışanları ve serbestçe yazıyorlar. Ajans Çalışanları kendilerine "Deliler" diyorlar ve isim ile bile sıcak bir tanışma vaadi veriyor.

Blog konuları:
olarak kategorilendirilmiş. Bir ajans bloğu olmanın dışında bir pazarlama bloğu olarak da rahatlıkla takip edilebilecek bir blog.

İsmini özellikle en son yaptıkları fikir insanı ilanıyla daha çok kişiye duyurduğunu düşünüyorum. Bu ilandan önce de bulaşıcı delilikte çeşitli iş ilanları yer alıyordu fakat bu ilanla hedeflediğinin de üstünde olduğunu tahmin ettiğim bir kitleye ulaştı. Bu ilan yayınlandıktan sonra Ajansın patronu Serhat etkili bloggerlara mail yoluyla bu haberi iletmiş ve yazmaya değer bulan Tunç Kılınç-Fikir Atölyesi, Onur Yüksel-BrandBox, Fırat Yıldız- elmaaltshift , Alemşah Öztürk-Antifit gibi popüler bloglarda ve tahminimce diğer bir çok blogda da kendine yer bulan bu ilan Türkiye'de blogların etkisinin rahatlıkla görülebileceği nadir olaylardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Bence bu ilanla yaratıcı kişilerin başvurularının alınmasının yanı sıra bloğun ve firmanın takip edilirliğine de önemli katkı sağlanmış oldu, YouthRep bir taşla bir kaç kuş birden vurdu, Şu anda bir çok kişinin takip listesinde olarak hem aktivitelerini daha çok kişiye duyurabilecek hem de aradığı fikir insanını rahatlıkla bulabilecektir.








Sıradaki Bloglar:
Alphan Manas Teknoloji Holding CEO
Çağlayan Arkan Microsoft Türkiye CEO
Siz de burda yer alması gereken bloglar biliyorsanız lütfen haberdar edin:)

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Alaaddin Adworks

Alaaddin Adworks bloğunun ilk gönderisi:


"Sanırım bu ilk. İnternette, özellikle Türkiye'de hizmet veren ajansların, (yurtdışında bulunan bazı reklam ajanslarının yaptığı gibi), son yılların (bence) en başarılı fenomeni olan blog konusunda herhangi bir girişimde bulunmadıklarını gördük. Bu, bir eksiklikti. Yurtdışındaki örneklere bakınca da (Coudal, TBWA Portugal, WK London vs.), bunun bir örneğinin neden burada olmadığını düşündük ve kararımızı verdik: Alaaddin Adworks, bloglar aleminin bir parçası olacaktı. Bugünden itibaren, burada, her gün gelişecek içeriğiyle Alaaddin Adworks, Türkiye'nin ilk reklam ajansı blogunu iftiharla sunar. Çalıştığı kampanyalar, müşterilerle olan söyleşiler, sorunlar, çözümler ve bilumum reklamla ilgili, bir reklam ajansının içeriğiyle ilgili olarak ne varsa bu blogda bulabilirsiniz.
Keyfine varın."


Şu ana kadar geçen 18 ayda zaman zaman kopukluklar olsa da Türkiye'nin ilk hizmet ajansı bloğu güncel kalmayı başarmış. Bloğun yazarları ajans çalışanları, sadece reklam ajansının çalışmaları değil aynı zamanda iş ilanları, günlük hayata dair tespit ve yorumlar ,ajanstan haberler de var blogda.

Blog içten ve cana yakın bir blog, bir çok gönderiye yorum yapılmasa da en azından ajans içinde ve reklam çevresinde takip edildiğini düşünüyorum, ki 18 aydır sıkılmadan yayın yapsınlar. Bloğun büyük bir avantajı da tabii ki oldukça popüler olan elmaaltshift bloğu yazarı Fırat Yıldız'ın bir aladdin çalışanı olması ve hem elmaaltshift'te blog linkinin bulunması hem de zaman zaman alaaddin blog daki güncellemelerin elmaaltshiftte duyurulması.

Benim bu blogla ilgili ekleyebileceğim tek şey blogda etkileşimin artırılması blogda yayınlanan reklamlara yorumların artırılmasının sağlanması ve son olarak yazılara permalinklerin konulmasıdır (bu yazıyı yazarken permalinklerle çok uğraştım da:))

Türkiye'nin ilk ajans bloğuna başarılar:)

17 Temmuz 2007 Salı

HSBC Blog

HSBC'nin kurum içi bir blog hazırladığını geçtiğimiz pazar Hürriyet almadığım için Murat Buyurgan'ın yazısıyla öğrendim. Gazetede çıkan yazıya ise buradan ulaşabilirsiniz.


Blog sadece HSBC çalışanlarına açıkmış, en azından internetteki versiyonunda blog için herhangi bir ekran görüntüsü olmadığı için tasarım hakkında bir şey diyemiyorum. Aslında yazıda blogun varlığından başka bir şeyden söz edilmemiş denebilir. Blogların içeriği hakkında daha fazla bilgi verilseydi daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Murat Bey yazısında "Sadece kurum içine açık, yazıların ve yorumların kimler tarafından yazıldığı takip edilen bir blog’da nasıl bir risk olabilir ki?" diyerek çok doğru bir tespit yapmış.

Yazıda otokontrolün kendiliğinden oluştuğu belirtilmiş. Bir banka çalışanı olarak istifa etmeye karar vermediyse veya zaten yeni bir iş bulmadıysa kim orada cesaret edip kontrolsüz cümleler kullanabilir ki?

Blogun çalışanlar arası etkileşime katkısının sadece nevizadede toplanmak olmadığını umuyorum zira sadece kurum içine açık bir bloğun nevizadede toplanmak için oluşturulmadığı aşikardır. Örneğin yazıda bankaya yönelik eleştirilerin de geldiği belirtilmiş. Bu eleştiriler bir çok firmada bulunana ama kullanıldığı tartışılan öneri sistemlerinin yerini alabilir. Bunun için etkin bir sistemin oluşturulması ve banka çalışanları tarafından eleştirilerin özgürce -hatta bence kimi zaman sınırları zorlayarak- tartışılması gerekir. Bankayı en iyi bilen çalışanlar, blogları sayesinde strateji geliştirmede etkin olan yöneticilere önemli ipuçları sağlayabilirler.

En son olarak değinmek istediğim konu ise HSBC İletişim Grup Başkanı Ömer Kayalıoğlu'nun açıklaması. Ömer Bey şöyle demiş:
"Blog ilk açıldığında, insanlar işi gücü bırakır bununla oynar, dediler. Sadece öğlen açık olsun, saatleri kısıtlayalım, önerisi geldi. Böyle bakarsanız insanların çay kahve molası vermeleri de işten çalınmış zaman olarak görülür. Ben blogda harcanan zamanı, kültür için yapılmış bir yatırım olarak görüyorum. Benim için çok önemli bir şey. İnsanların günde 1-2 defa açık alana girmesi benim kültürüme bir katkıdır, katiyen işten çalınan zaman değildir."

Blogların bir oyun alanı olarak değerlendirilebilmesi bile Türkiye'de halen "Bizim web sitemiz var zaten bloga ne gerek var" düşüncesinin yaygınlığının bir kanıtıdır. Ömer Bey'in kurum kültürüne katkı vurgusu çok yerinde. Zamanla blogların gerek kurum kültürüne gerek kurum imajına olan katkıları Türkiye'de de firmalar tarafından anlaşılacak ve yoğun olarak kullanılmaya başlanacaktır. Hatta kurumsal blogların bir patlama halinde gündemimize adeta yeni icatmışçasına firmalar tarafından oturtulacağını iddia edebilirim.

HSBC'yi kurum içi de olsa blogların önemini kavradığı için tebrik ediyor en kısa sürede herkese açık bloglarını görmek dileğiyle yazımı bitiriyorum.

Düzenleme (15.08.2007): Murat Buyurgan'ın bugünkü yazısında risk konusuyla ilgili projeyi hazırlayan ajanstan Murat Kalaora'nın görüşlerini belirtmiş, ben yine de gerekli bloglama politikasının oluşturulmasıyla faydanın riskten daha fazla olabileceğini düşünüyorum. Murat Bey aynı zamanda blogdan da bir ekran görüntüsü vermiş. Tasarım gayet güzel olmuş, sade ve aynı zamanda neşeli, beğendim:)